Housekeeping personeli buluşma noktası yöneticilerinden taliha alaf "Turizmde insan kıymetini yeniden düşünmek!" başlıklı yazı kaleme aldı. Taliha Alaf'ın yazısı şöyle:" turizm sezonu açıldığında sektör mecralarında hep aynı manşetleri görürüz: "Nitelikli personel bulamıyoruz." Peki, hiç düşündük mü; o nitelikli personel neden büyük umutlarla geldiği tesisten üç hafta sonra bavulunu toplayıp ayrılıyor? Bir kişinin özgeçmişinde birkaç aylık çalışma süreleri gördüğümüzde hemen etiketi yapıştırıyoruz: "İstikrarsız." Oysa bu yargıya varmadan önce madalyonun öteki yüzüne bakmak bir zorunluluktur.
Alın terinin banka hesabına eksiksiz yansıdığı,
Lojmanların birer dinlenme yuvası olduğu,
Liyakatin torpilden, emeğin ise her türlü kâr hırsından üstün tutulduğu bir sektör iklimi diliyoruz.
Unutulmasın ki; mutlu etmediğiniz bir personel, hiçbir misafiri mutlu edemez. Gelin, personeli yargılamadan önce şartları iyileştirelim; çünkü turizm, birlikte gülebildiğimiz sürece güzel.

Kimse "Ben Bir Ay Çalışıp Kaçayım" Diye İşe Başlamaz
Özellikle kış aylarını işsiz geçiren veya yeni bir başlangıç yapmak isteyen bir turizm emekçisi için yeni bir otelle anlaşmak; borçları ödemek, düzen kurmak ve nefes almak demektir. Kimse binbir zahmetle eşyasını toplayıp, evini veya şehrini değiştirip "Ben buraya kısa süreliğine gidiyorum" demez. Personel ayrılıyorsa, bu bir keyif değil, bir zorunluluktur. Kimse başladığı işi yarım bırakmak için yola çıkmaz; onu o yoldan döndüren, tesisin sunduğu (veya sunamadığı) şartlardır.Cüzdandaki Hayal Kırıklığı: Söylenen Maaş vs. Yatan Maaş
Bir turizm personeli için en büyük güven kırılması bankamatik başında yaşanır. Mülakatta el sıkışılan rakam ile ay sonu hesaba yatan rakam arasında "eksik mesai", "kesinti" veya "yanlış anlama" adı altında farklar varsa, o personel için o iş bitmiştir. Eksik yatan maaş, personele "Senin emeğine saygı duymuyorum" demektir. Kirasını, borcunu ve hayatını o rakama göre planlayan birinin, sözünde durmayan bir işletmede kalmasını beklemek hayalperestliktir. Kimse sadakatini, cebindeki parasının eksilmesi pahasına sürdürmez.Yaşam Koşulları Lüks Değil, Bir İhtiyaçtır
Bugünün ekonomik şartlarında maaş belirlemek sadece bir "rakam" meselesi değil, bir "geçim" meselesidir. Artan ev kiraları, market fiyatları ve ulaşım maliyetleri göz önüne alınmadan teklif edilen düşük maaşlar, personeli daha işe başlamadan başka kapı aramaya iter. Personel, sadece karnını doyurmak için değil, insanca yaşamak için çalışır. Eğer bir otel personeline piyasa gerçeklerinin altında bir ücret teklif ediyorsa; personelin 4.000 TL ve üzeri daha iyi bir teklif bulduğu an kapıyı çekip gitmesi "istikrarsızlık" değil, ailesine ve kendisine karşı olan sorumluluğudur.Havada Kalan Terfi Sözleri ve Umut Tacirliği
Personeli yaralayan bir diğer durum ise tutulmayan sözlerdir. "Sen bu sezon göster kendini, şefliğin hazır" denilerek verilen sözler, personelin emeğine ipotek koymaktır. Ancak vakti geldiğinde o koltuğa başkası oturtulur veya "Şu an bütçemiz yok" denilerek konu kapatılırsa, o personel için o işletme artık sadece bir duraktır, yuva değil. Kandırıldığını hisseden bir profesyonelin bavulunu toplaması, dürüstlüğüne olan bağlılığındandır.Liyakatın İflası: İş Bilmeyenlerin Emir Komutası
Turizmde personeli en çok yıpratan şey yoğun iş temposu değil, işi bilmeyen birinden emir almaktır. Sektörle alakası olmayan, sadece birilerine yakın olduğu için yetki sahibi yapılmış kişilerin yönetici olduğu bir tesiste liyakat can çekişiyor demektir. Kendi emeğinin, iş bilmez birinin kararlarıyla heba edildiğini gören her nitelikli personel, aidiyet duygusunu kaybeder. Liyakatin olmadığı yerde sadece "idare edenler" kalır; "iş üretenler" ise ilk fırsatta orayı terk eder.Son Söz: Şartları Bilmeden Yargılamayın
Turizm profesyonellerini "istikrarsız" diye damgalamadan önce; onlara verilen sözlerin neden tutulmadığını, neden maaşların eksik yattığını ve neden yaşam koşullarının görmezden gelindiğini sorgulamak gerekir. Personel durduk yere gitmez; ya hayalleri kırılmıştır ya da emeği gasp edilmiştir. Turizmde istikrar, personelin sabrıyla değil, işletmenin dürüstlüğü, adaleti ve liyakate verdiği değerle inşa edilir.Bir Dilek: Emeğin Değer Gördüğü Yarınlara
Temennimiz; turizmin sadece "yatak kapasitesi" ve "doluluk oranlarından" ibaret görülmediği, asıl sermayenin insan olduğunun hatırlandığı bir gelecek.Sözlerin senet sayıldığı,Alın terinin banka hesabına eksiksiz yansıdığı,
Lojmanların birer dinlenme yuvası olduğu,
Liyakatin torpilden, emeğin ise her türlü kâr hırsından üstün tutulduğu bir sektör iklimi diliyoruz.
Unutulmasın ki; mutlu etmediğiniz bir personel, hiçbir misafiri mutlu edemez. Gelin, personeli yargılamadan önce şartları iyileştirelim; çünkü turizm, birlikte gülebildiğimiz sürece güzel.








