Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye'nin ekonomi programında yer alan yatırım, istihdam ve ihracat odaklı büyüme stratejisini güçlendirecek stratejik bir adım attı. Özellikle bölgedeki jeopolitik gelişmelerin ekonomik aktivite üzerindeki olası olumsuz etkilerini minimize etmek hedefiyle, turizm ve ihracat sektörlerine yönelik toplam 120 milyar liralık yeni bir kredi limiti tanımlandı.
60 milyar liralık turizm destek paketi!
Türkiye’nin en önemli döviz kazandırıcı hizmet sektörü olan turizm, bu paketten en büyük payı alan sektör oldu. Jeopolitik gerilimlerin dolaylı etkilerine karşı turizm işletmelerinin operasyonel verimliliğini korumak amacıyla 60 milyar liralık "Turizm Destek Paketi" oluşturuldu. Bu kaynakla, bölgesel dalgalanmaların sektör üzerindeki baskısının önceden göğüslenmesi hedefleniyor.
İhracatçılar için 'İhracat atılım destek paketi!
İhracatta Atılım Destek Paketi'yle ihracatçılar için İGE üzerinden kullandırılmak üzere 30 milyar liralık kredi imkanı belirlendi. İhracatçılar için 12 milyar lira da KFK üzerinden kullanıma açılacak. Ayrıca KFK aracılığıyla yürütülen mevcut destek paketine 18 milyar lira ek limit tanımlandı. Bu limitle, işletmelerin artan maliyetler karşısında ihtiyaç duyduğu işletme sermayesine hızlı ve uygun maliyetli erişim sağlanması öngörülüyor.
Mehmet Şimşek: Turizme büyük destek veriyoruz
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, söz konusu paketlerin, dezenflasyon süreci ve seçici kredi politikasıyla tam bir eşgüdüm içerisinde tasarlandığına işaret ederek, şunları kaydetti: "İlave hacim, doğrudan üretimi, döviz kazandırıcı faaliyetleri ve ekonomik dayanıklılığı artıracak 'hedef odaklı' alanlara kanalize edilecek. Jeopolitik gelişmeler nedeniyle dış dengede oluşabilecek bozulmayı sınırlamak için hizmet ihracatında lider sektör turizme büyük destek veriyoruz. Söz konusu paketlerle finansmana erişimde oluşabilecek olası daralmanın önüne geçilerek, reel sektörün işletme sermayesi döngüsünün korunması amaçlanıyor. Böylece, bir yandan reel sektörün finansal dayanıklılığı artırılırken, diğer yandan makroekonomik istikrar hedeflerinden taviz verilmeksizin büyümenin sürdürülebilirliği güvence altına alınıyor."